Phokaia

Tarihi & Mimari · arkeolojik sit — İzmir

PhokaiaPhokaia — fotoğraf 2Phokaia — fotoğraf 3Phokaia — fotoğraf 4Phokaia — fotoğraf 5

Phokaia hakkında

Fokaia veya Phokaia, (Grekçe: Φώκαια; Phṓkaia, Latince: Phocaea, Türkçe: Foça), Anadolu'da, Ege Denizi kıyısında, İzmir Körfezi'nde bir antik Yunan kentiydi. Şehir MÖ 10. ve 8. yüzyıllar arasında Yunan anakarasından gelen yerleşimciler tarafından kurulmuştur. Antik ismi, bugünkü Türk şehri Foça'nın ismine de yansımıştır. On iki İyon kentinden biridir. Önceleri kentin kuruluşu MÖ 11. yüzyıl Aiol'ler tarafından gerçekleştiği, MÖ 9. yüzyılda ise kentin İyon tarafına geçtiği düşünülüyordu. Fakat yapılan son araştırmalar kentin kuruluş tarihini MÖ 2000'e kadar geri götürüyor.

Konumu ve Çevresel Özellikleri

Kent bulunduğu konum nedeniyle İzmir'in ve İzmir Körfezi'nin kuzey bölümünü meydana getirir. İlçe doğuda Manisa, kuzeyde Çandarlı Körfezi ve Aliağa, güneyde Menemen ve Gediz Nehri'nin denize dökülen ağzı ve İzmir Körfezi ile çevrelenmektedir. Kentin yerleşim alanı denize doğru çıkıntı yapan yarımada ile onun doğusundaki kara bölümü üzerinde yer alır. Doğu, kuzeydoğu ve kuzeyde bulunan yüksek tepeler, antik kente doğal bir koruma sağlar. Kent surlarının doğu bölümü bu nedenle söz konusu tepelerin üzerinden geçer. Kent, deniz kenarında kurulmuş olan diğer İon kentleriyle aynı özellikleri taşır. Phokaia halkının, kentin konumu nedeniyle daha çok denizcilikle uğraştığı belirtilmiştir.

Ören yeri

Phokaia antik kenti, İzmir ili Foça ilçesinde yer almaktadır. Günümüzde antik kentin üzerinde bulunan Foça İlçesi, kendine en yakın metropol kent durumundaki İzmir'e 72 km uzunluğundaki bir kara yolu ile bağlanır.

Yerleşim

Tarih boyunca Phokaia kentinin yerleşim merkezi yarımada üzeriydi. Bununla beraber Arkaik Dönem'den, MÖ VII. yüzyılın sonundan bağlayarak, etrafını çevreleyen kıyı bölgesi de yerleşmeye sahne olmuştur. Arkaik çağda kentin geniş bir alana yayıldığı ve sınırlarının yarımadayı aştığı saptanmıştır. MÖ VI. yüzyılda Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olduğu anlaşılan kentte, Athena tapınağı kazıları sürdürülmüş ve tiyatronun yeri bulunmuştur. Körfezin başında yer alan kent, dikdörtgen biçimindedir ve kentin iki yanından ilerleyen surlar birleşip bir üçgen oluştururlar. Kentin ilkçağ yapıları olan tiyatro ve surlardan geriye sadece parçalar kalmıştır. Athena tapınağının bazı taşları sadece kazı sonrası depolandıkları yerde görülebilmektedir. Tapınağın ayakta duran parçası yoktur. Üzerinde modern bir kentin kurulmuş olması antik yerleşimden günümüze fazla kalıntı gelmemiş olmasının nedenidir.

Etimoloji

Bu konuda başlıca üç görüş vardır; İlk görüş, adının fok balığında aldığı şeklindedir. Kent limanı açıklarındaki kayalıklar Akdeniz foklarının günümüzde bile yuvasıdır. İkinci görüş kentin Yunan anakarasından gelen Phokisliler tarafından kurulduğu yönündedir. İsmi de onlardan gelmektedir. Üçüncü görüş kentin Luwi dilinde sulak yer demek olan "Pa-uwa-ke" den geldiğini, bölgeye sonradan yerleşen Yunanların bunu "phokaa" olarak dillerine alıp sonuna Yunanca kendi yurdu demek olan "-ia" ekini eklediklerini savunur.

Tarih

Antik kent yerleşimi Arkaik Dönemi'nin önemli merkezlerinden biri olduğu bilinmektedir. Bu dönemde Phokaialılar, özellikle Batı Akdeniz'de Fransa'da Marsilya, Korsika'da Alalia, İtalya'da Elea ve Velia gibi çok sayıda denizaşırı koloni kurmuş olmakla ön plana çıkmışlardır. Antik Şehrin bu görkemli evresinden günümüze çok az bilimsel veri gelebilmişse de, burada yapılan arkeolojik kazılar ve araştırmalar neticesi sayesinde her geçen gün daha çok arkeolojik kalıntı ortaya çıkarılmaktadır. Arkaik dönem Phokaiası'ndan günümüze ulaşmış en iyi durumdaki mimari buluntular, harabe yapılar şehrin savunma duvarlarından oldukça gösterişli payandalı ve yüksekçe bir bölüm olduğu tespit edilmiştir. Bu yapıdaki duvar daha geç bir dönemden taş yığma yöntemiyle yapılıp üzerine toprak örtülmüş olabileceği ve bir tümülüsün içinde oldukça iyi bir durumda kalmışsa da 1970'lerdeki bir yol çalışması sırasında ciddi bir tahribata uğradığı görülmektedir. Bu harabe yapı duvarının yapılışından ve mimarisinden sıkça konu alan tarihin babası Herodotos da söz eder ve ortaya çıkarılan kalıntılar onun tariflerine tıpatıp uymaktadır. Fokaia Antik kent Dorlardan kaçan Akalar tarafından kurulan, 12 bağımsız şehir devletleri arasında bulunduğu, Antik İyonya birliği üyesi olduğu belgesel yönetmeni Tekin Gün Antik İyonya bölgesi adlı araştırma yazısında geçmektedir. Phokaia Arkaik Dönem'den başlayarak üzerinde şehrin sembolü fok balıklarının kabartmasının da basıldığı elektron sikke kullanımına geçmiş ve Midilli'deki (Lesbos) Mytiline kentiyle yaptığı bir anlaşmayla elektron sikkelerin altın gümüş oranı ve gramajında belli standartlaşma sağlamıştır. Şehir MÖ 546'da Harpagos komutasındaki Pers (İran) ordularının hakimiyetine geçmiş ve bundan sonra ekonomi ve nüfus olarak gerileme dönemine girmiştir.

Araştırmalar

İlk araştırmalar Fransız Charles Texier tarafından yapılmıştır. Daha sonra Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında bir heyet tarafından araştırma ve sondajlarla bazı kısımlar açığa çıkarılmıştır. Antik yerleşim Phokaia'da arkeolojik kazılar ve araştırmalar 1989 yılından itibaren, Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özyiğit tarafından yapılmaya devam etmektedir. Son dönemde antik kent içindeki yapılardan olan Athena Tapınağı Alanı'nda bulunan Arkaik Dönem malzemesi işlemesi nispeten kolay tüf taşından (Foça taşı - lithos phokaikos) büyük griphon ve at heykelleri Phokaia'nın antik dünyadaki büyük taş heykeltıraşlığındaki öncü konumunu da ortaya koyduğu görülmektedir. Antik yerleşim Fokaia yapılarının mimari özellikleri arasında Arkaik Dönem Athena Tapınağı'nın İyon düzeninde sütun başlığı parçaları ve bazı duvarlar, Foça yolu üzerindeki Taş Kule olarak bilinen Pers mezar anıtı (Anadolu'da antik yerleşimlerin en eski Pers mezar anıtı olduğu, MÖ 546 yılının ilk yarısında Sardes Savaşı'nın bitiminden hemen sonra Pers kralı II.Kiros tarafından anıt mezarı Phokaia sınırları içinde yaptırıldığı saptanmıştır), Şeytan Hamamı olarak adlandırılmış olan Helenistik Dönem'de yapılan kaya mezarı, Roma Dönemi'nden mozaikler, süslemeli mermer bloklar ve seramik atölyelerinin bozuk üretimlerinin atılmasıyla oluşmuş çöplükler bu şehirdeki diğer önemli antik kalıntılardır. Dış Kale olarak adlandırılan savunma amaçlı da kullanılmış Ceneviz yapımı gemi barınağı, tarihi yarımada üzerindeki Osmanlı Dönemi'nden kale olarak adlandırılan benzeri amaçlı bir yapı ve iki cami, aynı dönemden görece iyi korunmuş kitabe ve plastik süslemeleriyle mezar taşları Phokaia'daki önemli tarihî eserlerdir. Phokaia Antik Kenti'nin yoğun yerleşim görmüş alanlarının büyük bölümü günümüz şehrinin yapıları altında bulunmaktadır. Özellikle 1980'lerden itibaren yazlık amaçlı ikinci konut dalgası biçiminde ortaya çıkan çarpık kentleşme anlayışı nedeniyle arkeolojik sit alanları iyice küçülmüştür. Bu olumsuz gelişme halen devam etmektedir.

Kazı ve Restorasyon

İlk Türk arkeolog kazıları diyebileceğimiz araştırmalar Ordinaryüs Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında gerçekleşmiştir. VI. Türk Tarih Kongresi'nde Foça Kazıları üzerine bir bildiri sunan Akurgal, Arkeoloji literatürünün mühim bir desideratum'u olan bu eski İon şehrinin kazılması, Helen arkaik çağı seramiği ile İon mimari nizamı için mühim neticeler sağlamıştır demiştir. Burada Ekrem Akurgal Phokaia'nın arkeoloji literatüründe önemli bir desideratuma sahip olduğunu vurgulamak ister. Yine yıllar sonra Phokaia kazıları yeniden ele alındığında Akurgal şöyle der: Gerçekten büyüleyici bir doğa yapısına sahip Phokaia, eski çağın en albenili ve en büyüleyici olduğu gibi en güzel kentiydi Foça'da ilk arkeolojik sondaj kazıları başlatan Félix Sartiaux'un (1913, 1914) ve (1920) yıllarında sondajlar yaptığı ve bu sondaj kazılarının savaş yıllarına rastladığı ve bu nedenle İzmir- Foça'da uzun süreli çalışamadığı görülmektedir. 1920'lerden sonra Foça'da uzun süre arkeolojik bilimsel nitelikli kazılar yapılmadı. Aradan 32 yıl geçtikten sonra İzmir-Foça'da kazıların yapılması yeniden gündeme gelir. 1948 yılında Bayraklı Kazıları'na başladığında Foça'ya ilk kez gitmiş olan arkeolog Prof. Dr. Ekrem Akurgal, buranın doğal güzelliğine hayran olur ve 1951 yılında Bayraklı kazılarına ara verir. Ekrem Akurgal, Müzeler Genel Müdürü Dr. Cahit Kınay ile birlikte bir program hazırlar ve Batı Anadolu'da Troia I-VI tabakalarıyla çağdaş kültürlerin, Helen Kolonizasyonunun, Anadolu'daki en eski Trak kavimlerinin izleriyle ilgili sunumların aydınlatılması ve Aiol ile İyon uygarlıklarına ait kalıntıların saptanması için sistemli arkeolojik çalışmalar yapılması programlanır. Bu programa göre Kyme ve İzmir- Foça'da kazılar yapılması kararlaştırılır. İzmir- Foça'nın Aiol bölgesi içinde bir İon yerleşmesi olması ve MÖ 7. yüzyılın sonu ile 6. yüzyılın ilk yarısında Helen dünyasında önemli bir yere sahip olması ayrıca Batı Akdeniz'de koloniler kurması yönünden incelenmesi gereken bir merkez olasılığı, kazıların burada yeniden ele alınmasına neden olmuştur. Eski kazıların arkeolojik sonuçlarının ise yeterince yayınlanmaması ve malzemenin de nerede olduğunun bilinmemesi nedenleriyle sistemli çalışmaların Fokaia yerleşiminde yapılması zorunlu bulundu. Ekrem Akurgal İzmir Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin ile birlikte Foça'da 1952 yılının Ekim ayında ören yeri sınırları içinde birkaç araştırma sondajı yaptığı kayıtlarda yerini almıştır. Böylece bilimsel nitelikli kazılar, yaklaşık 32 yıl gibi uzun bir aradan sonra tekrar Ekrem Akurgal başkanlığında ele alınmış olduğu gözükmektedir. Ören yerinde 1952 yılında araştırma olarak yeniden ele alınan kazılar, 1953 yılının Temmuz ayından itibaren kapsamlı olarak yapılmaya başlandığı kronolojik kazı kayıtlarında yerini almıştır. Arkeolojik bilimsel kazılar 1952'den 1957 yılına kadar sürekli olarak yapıldığı görülmektedir. Daha sonra Antik yerleşimin 1970 yılı ve öncesinde birkaç kazı mevsiminde de çalışmalarda bulunulduğu kayıtlarda geçmektedir. Tüm kazılar boyunca genellikle yarımada üzerinde çalışıldığı görülmekte. Yarımada üzerinde yapılan arkeolojik bilimsel çalışmalar ve kazılar altı ayrı sektör biçiminde gerçekleştirildiği gözükmektedir. Arkeolojik alanda Büyük açmalar biçimindeki bu sektörlerin her biri bir harf ile adlandırıldı. A, B, C, D, F ve H. Yarımadanın kıstak bölümünde ve anakarada da bazı kazılar yapıldığı gözükmekte. Arkeolojik çalışmalar Antik kentin doğusundaki Maltepe Tümülüsü'nde devam ettiği ve yapılan kazı çalışmaları da bunlardan biri olduğu görülmektedir. Öte yandan antik kentin güneyindeki Şeytan Hamamı'nda da temizlik ve kazı çalışmalarının yanı sıra, kazı heyetinin Foça'nın 7 km doğusunda İzmir karayolunun yakınında Pers Mezar Anıtı'nda da bilimsel incelemelerde bulunulduğu görülmektedir. Phokaia kazılarını 1989 yılında kazı başkanı Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özyiğit başkanlığında devam etmiştir.

Phokaia — Location and Getting There

Phokaia — directions (Google Maps)

Frequently Asked Questions

Phokaia nerede?

Phokaia, İzmir sınırlarında yer alan bir antik kenttir. Sayfadaki haritadan kesin konumu görebilir ve yol tarifi alabilirsiniz.

Phokaia yakınında kamp yapılabilir mi?

Evet. Phokaia çevresinde 50 km içinde 108 kamp alanı bulunuyor. En yakını Double CC woodcamp, yaklaşık 1 km mesafede.

Phokaia'ya en yakın kamp alanı hangisi?

Double CC woodcamp, Phokaia'ya yaklaşık 1 km uzaklıkta. Sayfadaki 'Yakındaki kamp alanları' bölümünden diğer seçenekleri görebilirsiniz.

Phokaia'ya nasıl gidilir?

Sayfadaki 'Yol Tarifi Al' düğmesi bulunduğunuz konumdan Phokaia'ya Google Haritalar üzerinden rota açar.

Phokaia yakınındaki kamp alanları

Gezilecek Yerler · Camping guide for Türkiye

Ansiklopedik metin Vikipedi kaynaklıdır (CC BY-SA 4.0). Fotoğraflar Wikimedia Commons (CC BY-SA 3.0, CC BY-SA 4.0, Public domain). Yakındaki kamp alanları ve mesafeler Kampline verisidir.