Tarihi & Mimari · ören yeri — Muğla




Pınara (Likçe: 𐊓𐊆𐊍𐊍𐊁𐊑𐊏𐊆; Pilleñni; Grekçe: τὰ Πίναρα, eskiden Artymnesus veya Artymnesos), Kragos Dağı'nın (günümüzde Babadağ) eteklerinde yer alan, antik Likya'nın en büyük kentlerinden biriydi. Şehir, adını paylaştığı antik Xanthos kentinin (günümüzde Eşen Çayı) batı kıyısına oldukça yakın bir konumda kurulmuştur. Antik kentin kalıntıları arasında çok sayıda tapınak, bir "kral mezarı" da dahil olmak üzere kaya mezarları, yukarı ve aşağı akropoller, bir tiyatro, bir odeon, bir agora ve bir kilise görülmektedir. Fethiye'ye 45 km mesafede Muğla ilinin Seydikemer ilçesine bağlı Minare köyü yakınında bulunmaktadır. Likya dilinde Pinale veya Pinara "yuvarlak" anlamına gelmektedir.
Troya Savaşı'nda Troyalıların müttefikleri arasında yer aldığı İlyada'da belirtilen Pandarus anısına Pinara'da bir kült geleneği yerleşmişti. Bu da Pandarus'un Pinara'nın yerlisi olduğu sonucuna varılmasına neden oluştur. Bizanslı Stefanos tarafından aktarılan Menecrates’in Likya tarihine dair kayıtlarına göre şehir, Xanthos’un bir kolonisi olarak kurulmuş ve orijinal adı Artymnesos (Grekçe: Ἀρτύμνησος) olarak belirlenmiştir. Ayrıca, mitolojiye göre Xanthos'un nüfusu çok artınca yaşlılardan bir grup kentten ayrılarak Kragos Dağı'nın (Babadağ) eteklerinde yuvarlak bir tepe üzerinde Pinara kentini kurmuşlardır. Bu ismin, Likçe "yuvarlak tepelik" veya doğrudan "yuvarlak" anlamına gelen ve akıcı ünsüzlerin yer değiştirmesi hipotezine dayanan "Pilleñni" ya da "Pinale" formundan türetilen Pinara adından önce kullanıldığı düşünülmektedir. Nitekim kent, gerçekten de böylesine devasa, yuvarlak bir kaya kütlesi üzerinde konumlanmıştır ve kalıntıların üzerinde aşağı yukarı dairesel formda bir kayalık yükselmektedir. Bir diğer kaynak olan Panyassis ise, Tremiles (veya Termilus) oğlu Pinarus isimli bir eponim kurucudan bahsetse de; bu anlatı, isimlerin önceliğine ilişkin diğer iddialar gibi bazı otoritelerce dayanaktan yoksun kabul edilmektedir. Pinara Likya birliği kentleri arasında 3 oya sahip olanlardan biridir. Bu da kentin döneminde önemli bir konuma sahip olduğunu göstermek, kalıntılar da bu görüşü doğrulamaktadır. Ancak Pınara ile ilgili tarihi ve epigrafik kayıtlar son derece azdır. Birkaç büyük deprem geçirmiş olan kent MS 8. yüzyıldan sonra önemini bütünüyle yitirmiştir. Kentten günümüze ancak kaya mezarları ve lahit mezarlar ile sur duvarları, hamam, tiyatro, agora, odeon gibi yapıların kalıntıları ulaşmıştır.
Pinara, antik yazarlar tarafından nadiren zikredilse de, Strabon'un da belirttiği üzere, günümüze ulaşan geniş ve görkemli kalıntılarından Likya'nın en büyük kentlerinden biri olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Kent, limanı alüvyonlarla dolup günümüzün sazlıklarla kaplı sulak alanlarına dönüşmeden önce bölgenin başlıca liman kenti olma özelliğini taşımaktaydı. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender Pinara'yı ele geçirmek için saldırı düzenler ve Pinara Antik Kenti kısa zamanda teslim olur. En yakın kent tarihi bilgileri Likya Yolu yürüyüş rotası üzerinde yer alan Pınara'da bulunan bir yazıttan, kentin MÖ 340-334 arasında Karya Kralı Piksodaros'a bağlı olduğu anlaşılır. Diğer antik kentler gibi MÖ 334'te Büyük İskender tarafından ele geçirilen kentin gümüş ve bronzdan birlik tipinde bastığı sikkeler MÖ 168-81 arasına tarihlenir. İskender’in ölümünü takip eden süreçte Pergamon (Bergama) Krallığı’nın egemenliğine giren Pınara; M.Ö. 133 yılında son kral III. Attalos’un vasiyetiyle krallığın Roma Cumhuriyeti’ne devredilmesi üzerine bir Roma kentine dönüşmüştür. Roma idaresi altında uzun bir refah dönemi yaşayan şehir, buna rağmen M.S. 141 ve 240 yıllarında meydana gelen şiddetli depremlerle ağır hasar görmüştür. M.S. 141 yılındaki sarsıntının ardından, Likya’nın en ünlü hayırseveri (euergetes) Rhodiapolisli Opramoas'ın, kamu binalarının onarımı için kente mali yardımda bulunduğu kayıtlara geçmiştir. Pınara, Hristiyanlığı oldukça erken bir dönemde benimseyen merkezlerden biri olmuştur. Kentin dini tarihindeki ağırlığını temsil eden beş episkopos kayıtlarda yer almaktadır: 359 yılındaki Seleucia Konsili'nde Caesarea’lı (Kayseri) Acacius’un formülünü imzalayan Eustathius; 458’de Likya episkoposlarının İmparator I. Leo’a gönderdiği mektuba imza atan Heliodorus; 692 yılındaki Trullo Konsili’nde hazır bulunan Zenas; 787’deki İkinci İznik Konsili’ne katılan Theodore ve 879’da Patrik I. Fotios’un iade-i itibarının sağlandığı Fotian Konsili’nde (Konstantinopolis Sinodu) yer alan Athanasius. Ayrıca Pinara, Hristiyan dünyasının en önemli figürlerinden biri olan Aziz Nikolaos’un (Myra’lı Nikolaos / Noel Baba) doğum yeridir. Bir zamanlar Likya’nın parlayan bir yıldızı olan kent, dokuzuncu yüzyılda yoğunlaşan istila baskıları ve ardı arkası kesilmeyen saldırılar sonucunda nüfusunu tamamen yitirerek tarih sahnesinden çekilmiştir.
Pinara kalıntıları, ilk kez Sir Charles Fellows tarafından tanımlanmıştır. Fellows, antik kentin ortasından yükselen ve Likyalıların "Pinara" (yuvarlak) olarak adlandırdığı o kendine has dairesel kayalıktan bahsederken, bu kütlenin üzerindeki sayısız kaya mezarı nedeniyle yüzeyin adeta "benekli" bir görünüm arz ettiğini belirtir. Bu sarp kayalığın eteklerinde ise kentin geniş ve görkemli kalıntıları uzanmaktadır. Kentin tiyatrosu, günümüze oldukça sağlam bir durumda ulaşmıştır; tüm oturma sıraları yerli yerindedir ve Proskenyon’a (sahne binasının önündeki platform) doğru eğimli yan kısımları ile pek çok giriş kapısı halen seçilebilmektedir. Kentin surları ve bazı binalar, devasa üç taştan oluşan anıtsal kapıların eşlik ettiği Kiklopik (Cyclopean) taş işçiliği ile inşa edilmiştir. Şehirde sayılamayacak kadar çok mezar bulunmaktadır; bu mezarlar üzerindeki yazıtlar Likçe karakterlerle yazılmış olmakla birlikte, aynı mezarlar üzerinde Grekçe yazılara da sıkça rastlanmaktadır. Kaya mezarlarının bir kısmı ise zarif ve zengin kabartmalarla bezelidir. Hristiyanlık döneminde bir episkoposluk merkezi olan Pinara, günümüzde artık yerleşik bir piskoposluk makamı olmasa da, Katolik Kilisesi’nin "titüler piskoposluklar" (onursal makamlar) listesinde yer almaya devam etmektedir.
Kente girişte dikkati çeken ve kentin karakteristik özelliklerinden dikdörtgen kaya mezarları bu dağın doğu yüzündeki dik kaya üzerinde yer almaktadır. Kentin mezar yapıları üzerinde de çalışmış olan Martin Seyer'e göre Pınara Likya'da mevcut tüm mezar tiplerine sahiptir ve sayıca olağanüstüdür. Pınara kentsel alanının bir kısmı, batıdan doğuya doğru eğimi olan arazi üzerinde kuzey güney doğrultusunda uzanmaktadır. Planda yer almayan bazilikanın yanı sıra agora, odeon gibi yapıların bulunduğu ve güneyde düz, açık bir alan ile sonlanan vadi deniz seviyesinden 360 metre yükseklikte yer alır ve doğusunda yaklaşık 30 m yüksekliğinde kilise, konutlar, meydan, aşağı kalenin de bulunduğu kayalık bir tepe ile sınırlanır. Bu noktadan itibaren doğuya doğru 300 m seviyelerine düşen arazide hamam ve tiyatro yer alır. Nekropol alanı ise kentin çevresindeki kayalıklarda yoğunlaşmıştır. Bazilikanın da içinde bulunduğu vadinin güney ucu 35 metre boyunca dik bir şekilde dere yatağına doğru iner. Agora ve odeonun da bulunduğu vadinin daha güneyinde 4.2 m genişliğinde bir orta cadde, güneye doğru uzanmaktadır. Yolun batısındaki yapılar, dükkanlar ve kamusal yapılar olarak hizmet veriyor olabilirler. Bu orta cadde 56 güneyde büyük taş bloklar ile döşenmiş bir alana çıkar. Bu alanın güneyi ise herhangi bir yapı ile sonlandırılmamış, manzaranın seyredilebileceği şekilde açık bırakılmıştır. Burası döneminin belki de seyir terası olan alanının, batı kenarında Roma mezar yapısı yer alır. Bu yapının da 9.5 m batısında kent bazilikası bulunmaktadır. Yapı doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, 19.35 m x 14.40 m ölçülerinde üç nefli bir bazilikadır. Yapının uzunluğu apsis yuvarlağının başlangıcına kadar 16.65 m, apsis yuvarlağı ile beraber 19.35 m'dir. Bazilikanın kuzey güney doğrultusunda genişliği 14.40 m'dir. Yapının bulunduğu alan oldukça sık bitki örtüsü ile kaplıdır. Bu sebeple bazilikasının kalıntıları da toprak ve bitki örtüsü ile iç içe geçmiş durumdadır. Kalıntıların bir kısmının da toprak altında kaldığı gözlemlenmektedir. Kentin yapılarında dikkat çeken bir diğer detay da sütunların yuvarlak değil kalp şeklinde olmasıdır.
Bean, George E. (1978). Lycian Turkey: An Archaeological Guide. Ernest Benn Ltd. ISBN 978-0-393-05708-9. McDonagh, Bernard (2001). Turkey. Blue Guide. Londra: A & C Black. s. 368. ISBN 0-393-32137-1.
Pinara — directions (Google Maps)
Pinara, Muğla sınırlarında yer alan bir gezi noktasıdır. Sayfadaki haritadan kesin konumu görebilir ve yol tarifi alabilirsiniz.
Evet. Pinara çevresinde 50 km içinde 196 kamp alanı bulunuyor. En yakını Kozalak Kamp Bungalov, yaklaşık 6 km mesafede.
Kozalak Kamp Bungalov, Pinara'ya yaklaşık 6 km uzaklıkta. Sayfadaki 'Yakındaki kamp alanları' bölümünden diğer seçenekleri görebilirsiniz.
Sayfadaki 'Yol Tarifi Al' düğmesi bulunduğunuz konumdan Pinara'ya Google Haritalar üzerinden rota açar.
Gezilecek Yerler · Camping guide for Türkiye
Ansiklopedik metin Vikipedi kaynaklıdır (CC BY-SA 4.0). Fotoğraflar Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0, CC BY-SA 3.0, CC BY-SA 2.0). Ziyaret bilgisi kaynağı: Kültür ve Turizm Bakanlığı. Yakındaki kamp alanları ve mesafeler Kampline verisidir.