Tarihi & Mimari · arkeolojik sit — Kocaeli


Nikomedya (Grekçe: Νικομήδεια; günümüz Türkiye'sinde İzmit), daha öncesinde Astakos (Grekçe: Ἀστακός, 'istakoz') olarak bilinen, Marmara Denizi'ne açılan İzmit Körfezi'nin en iç noktasında konumlanan, Bitinya bölgesinin en önemli antik kentidir. Şehir, MÖ 712/711'de Megara kolonisi olarak Astakos adıyla kurulmuş; Trakya Kralı Lysimakhos tarafından yıkıldıktan sonra MÖ 264'te Bitinya Kralı I. Nikomedes tarafından yeniden inşa edilerek Nikomedia adını almıştır. Nikomedia, Helenistik Dönemden Roma dönemine ve Bizans dönemine uzanan yaklaşık iki bin yıllık tarihiyle Anadolu'nun kuzeybatısının tartışmasız en önemli kentlerinden biri olmuştur. MS 286'da İmparator Diocletianus tarafından Roma İmparatorluğu'nun doğu başkenti ilan edilen Nikomedia, İskenderiye, Roma ve Antakya ile birlikte imparatorluğun dört büyük metropolünden biri sayılmıştır. Bugün şehrin kalıntıları, yoğun nüfuslu modern sanayi kenti İzmit'in altında yatmaktadır.
Şehrin ilk adı olan Astakos, Antik Yunanca'da "istakoz" anlamına gelmektedir (Grekçe: Ἀστακός). İzmit Körfezi'nin antik dönemdeki adı da Astakos Körfezi (Grekçe: Ἀστακηνὸς κόλπος) olup bu ismin bölgede o dönemde yaygın biçimde yakalanan istakozdan kaynaklandığı düşünülmektedir. Şehrin MÖ 264'te yeniden kuruluşunun ardından aldığı Nikomedia adı, kurucusu I. Nikomedes'in adından gelmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde de aynı adla anılan şehir, Osmanlı fethinin ardından İzmit olarak anılmaya başlanmıştır; bu adın da Nikomedianın Türkçeye uyarlanmış biçimi olduğu kabul edilmektedir.
Nikomedia, İzmit Körfezi'nin en iç köşesinde, Marmara Denizi'ne bağlanan sığ sularda kurulmuştur. Doğal bir liman niteliği taşıyan körfez, kenti deniz ticareti için son derece elverişli kılmıştır. Şehrin hinterlandında büyük bir göl (bugünkü Sapanca Gölü) ve Sakarya Nehri yer almakta olup bu su kaynakları hem tarımsal üretimi hem de kentin stratejik önemini pekiştirmiştir. Antik yazarlara göre Nikomedia, Avrupa ile Asya arasındaki kara yollarının en kritik kavşak noktalarından birinde bulunuyordu; bu konum şehri hem ticari hem de askeri açıdan vazgeçilmez kılmıştır. Strabo'ya göre şehir, verimli topraklara ve geniş bir ekonomik arka bölgeye sahip bir liman kenti olarak kısa sürede büyüyüp gelişmiştir.
Nikomedia'nın kurulduğu alanda bilinen ilk yerleşim, MÖ 712/711 yılında Megara kökenli Yunan kolonistler tarafından oluşturulan Astakos kentidir. Antik kaynaklar bu ilk yerleşime ilişkin çeşitli bilgiler aktarsa da bazı modern araştırmacılar, Astakos ve yakınındaki Olbia kolonisinin konumları ile birbirleriyle ilişkileri konusunda farklı görüşler öne sürmektedir. Nitekim bazı kaynaklarda daha önce Olbia adlı bir Megaralı koloninin de burada kurulduğu ileri sürülmektedir. Astakos, Büyük İskender'in ardından Anadolu'nun siyasi kontrolünü ele geçirmeye çalışan diadoklar döneminde büyük bir yıkıma uğradı. Trakya ve kuzeybatı Anadolu'ya hâkim olan Lysimakhos, MÖ 4. yüzyılın sonlarında ya da MÖ 3. yüzyılın başlarında şehri yerle bir etti. Antik kaynaklar bu tahribatın kesin tarihini vermemekle birlikte, Lysimakhos'un bölgedeki hâkimiyetini pekiştirme politikasının bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.
Astakos'un Lysimakhos tarafından tahrip edilmesinin ardından Bitinya Krallığı'nın ikinci hükümdarı I. Nikomedes (MÖ yakl. 278–255), Eusebius'un aktarımına göre MÖ 264 yılında şehri yeniden kurarak kendi adını verdi. Strabo ve Memnon gibi antik yazarlar da bu kuruluşu MÖ 265/264 yılına tarihler. I. Nikomedes, Bitinya Krallığı'nın sınırlarını genişletmek ve iktidarını pekiştirmek amacıyla geniş çaplı diplomatik hamleler gerçekleştirdi. Kuzey Anadolu'ya geçiş izni verdiği Galatlar (Keltler) aracılığıyla iç rakibini bertaraf etti ve Bitinya'yı yeniden tek elden yönetmeye başladı; bu süreçte söz konusu Galatlar daha sonra Galatya'yı kuracak olan topluluğun çekirdeğini oluşturdu. I. Nikomedes ayrıca Heraklea Pontika, Byzantion ve Kios gibi şehirlerle ittifaklar kurarak krallığını güçlendirdi. Nikomedia, kuruluşunun hemen ardından önemli bir liman ve ticaret merkezi hâline geldi. Verimli tarım arazileri ve Avrupa'yı Asya'ya bağlayan yollar üzerindeki stratejik konumu sayesinde şehir hızla büyüdü. Bitinya Krallığı'nın ardı ardına gelen hükümdarları —I. Prusias, II. Prusias ve II. Nikomedes— şehri kendi başkentleri olarak kullandılar ve çeşitli yapı projeleriyle donattılar. Hannibal da hayatının son döneminde Bitinya sarayına sığınmış ve yakınlarda intihar etmiştir (bkz. Hannibal ve Nikomedia). Son Bitinya Kralı IV. Nikomedes, Pontus Krallığı Hükümdarı VI. Mithridates karşısında güç duruma düşünce Roma Senatosu'ndan destek aldı. Nikomedes MÖ 74'te ölümünden önce hazırladığı vasiyetname ile Bitinya Krallığı'nı Roma Cumhuriyeti'ne bıraktı.
MÖ 74'te Roma hâkimiyetine giren Nikomedia, birleştirilen Bithynia et Pontus eyaletinin başkenti oldu. MÖ 29'da Roma İmparatoru Augustus döneminde kurulan Koinon (eyalet meclisi), merkezi Nikomedia'da bir Augustus ve Roma tapınağı inşa etti. Böylece Nikomedia, eyaletin dinî ve siyasi açıdan da merkezi hâline geldi. Tarihin bu dönemine ışık tutan en değerli kaynakların başında Genç Plinius'un (MS 110–112) vali sıfatıyla bölgede bulunduğu dönemde Traianus ile yürüttüğü yazışmalar gelmektedir. Plinius'un mektuplarında Nikomedia'nın bayındırlık projeleri, yapıların bakımı ve yönetim sorunlarına ilişkin son derece ayrıntılı bilgiler yer almaktadır: Plinius, 3.318.000 sesterçe harcanmasına karşın tamamlanamamış su kemerinden, kent meclisinin bina durumundan, Kybele tapınağından, forumdan ve büyük bir yangından söz etmektedir. İmparator Traianus'un bu mektuplara verdiği yanıtlarda su kemerinin tamamlanması için Plinius'u görevlendirdiği ve israf ile olası yolsuzlukları soruşturması gerektiğini vurguladığı görülmektedir. Hadrianus döneminde (MS 117–138), Nikomedia özel bir ayrıcalık kazandı: İmparatorun eyaletleri ve kentleri "yeniden kurucu" sıfatıyla onurlandırdığı sikke serisinde Nikomedia, adının ayrıca zikredildiği tek şehir olarak dikkat çekmektedir. Bu, kentin Roma dünyasındaki özel konumunu açıkça ortaya koymaktadır. Nikomedialı tarihçi ve devlet adamı Arrianus, Hadrianus'un yakın çevresinde yer almış; bu dönemde imparatorun dostluğunu kazanmıştır (bkz. Arrianus). Septimius Severus döneminde (MS 193–211) Nikomedia'da Severeia adı verilen bir festival düzenlendi. Caracalla ise MS 214/215 kışını şehirde geçirerek Part Savaşı hazırlıklarını buradan yürüttü. MS 253/256'da Gotlar şehri ele geçirip yağmaladı; ancak halkın değerli eşyalarının büyük bölümünü önceden kurtardığı aktarılmaktadır. Dio Khrysostomos, 1. ile 2. yüzyıllar arasındaki dönemde şehri parlak ve müreffeh bir kent olarak tasvir etmektedir; bununla birlikte Nikomedia ile komşu Nikaia (bugünkü İznik) arasında süregelen şiddetli rekabete de dikkat çekmektedir.
MS 284'te imparator olan Diocletianus, MS 286'da tetrarşi (dört imparatorlu yönetim) sistemini hayata geçirdi ve Nikomedia'yı imparatorluğun doğusundaki en kıdemli başkent olarak seçti. Bu tercihte şehrin Tuna ile Fırat cepheleri arasındaki elverişli konumu belirleyici rol oynadı. Diocletianus'un döneminde Nikomedia köklü bir dönüşüm geçirdi: Muazzam bir imparatorluk sarayı, cephanelik (fabrica), darphane, yeni tersaneler ve muhtemelen bir hipodrom inşa edildi. Lactantius'un De Mortibus Persecutorum adlı eserinde aktardığına göre büyük kilise, imparatorluk sarayının hemen karşısındaki tepede yer alıyordu; bu yakınlık, Hristiyanlığın o dönemde ulaştığı görünürlüğü ve gücü gözler önüne sermektedir. MS 293'te tetrarşi sisteminin uygulamaya girmesiyle birlikte Galerius Sezar (Doğunun küçük imparatoru) oldu ve Nikomedia Diocletianus ile Galerius'un birlikte ikamet ettiği şehre dönüştü. Bu dönem Nikomedia'nın siyasi açıdan doruğa ulaştığı yıllar olmakla birlikte aynı zamanda en kanlı olayların da sahnesi oldu.
MS 303 yılının 23 Şubatı —Terminalia pagan bayramı— Hristiyan tarihinin en karanlık sayfalarından birinin başlangıcına denk gelir. Bu tarihte Nikomedia'da inşa edilmiş ve imparatorluk sarayına bakan tepede yükselen büyük kilise, Diocletianus'un emriyle yıkıldı; kutsal yazılar yakıldı, değerli eşyalara el konuldu. Ertesi gün Diocletianus, "Hristiyanlara Karşı Birinci Ferman"ı yayımladı: Bu ferman kiliselerin yıkılmasını, kutsal metinlerin yakılmasını, Hristiyan toplantılarının yasaklanmasını ve devlet kademelerindeki Hristiyanların köle statüsüne indirgenmesini öngörüyordu. Nitekim fermanın Nikomedia'da ilanının ardından Eutius adlı bir Hristiyan, metni alenen yırtarak "İşte Gotya ve Sarmatya zaferleriniz!" diye bağırdı; derhal tutuklanarak diri diri yakıldı ve böylece zulmün ilk şehidi oldu. Kilisenin tahribatı şehirde büyük bir paniğe yol açtı. Ayın sonuna doğru Diocletianus'un sarayının bir bölümünü gizemli bir yangın sardı; on altı gün sonra sarayın başka bir kanadı daha alev aldı. Yangınların sorumlusu hiçbir zaman resmî olarak tespit edilemedi; ancak Galerius, suçu Hristiyanlara yıkarak şiddetli bir kovuşturma başlattı. Saraydaki iki hadımın idamı ve Nisan 303'ün sonuna kadar kesintisiz süren altı infazın ardından Galerius, Nikomedia'yı "güvensiz" ilan ederek göstermelik bir kalabalıkla Roma'ya hareket etti; Diocletianus da kısa süre sonra onu takip etti. Bu dönemde Nikomedia'da hayatını kaybeden Hristiyan şehitler arasında pek çok önemli isim bulunmaktadır: Aziz Georgios (Aziz George): Nikomedia'da şehit edildiği rivayet edilmektedir. Efsaneye göre ordu mensubu olan Georgios, imparator fermanlarını alenen reddedip Hristiyanlığını açıkça ilan etmiş ve MS 303'te idam edilmiştir. Aziz Panteleimon (Aziz Pantaleon): Nikomedialı bir hekim olan Panteleimon, MS 305'te öldürülmüştür. Doğu Kilisesi'nin en büyük şehitlerinden biri sayılmaktadır. Nikomedyalı Barbara (Aziz Barbara): 3. yüzyıla ait Nikomedialı şehit. Nikomedyalı Anthimus: Şehrin piskoposu olup zulüm sırasında öldürüldüğü aktarılmaktadır. Nikomedyalı Adrian: MS 306'da şehit edilen asker. Nikomedyalı Juliana: MS 304'te hayatını kaybeden şehit. Nikomedia'nın 20.000 Şehidi: Doğu Kilisesi geleneğine göre MS 304'teki Noel Günü, Hristiyanları toplu olarak ibadet ederken bulan Diocletianus kilisenin kapılarını kapattırıp binayı ateşe verdirmiş; içerideki binlerce kişi alevler içinde şehit düşmüştür. Bazı Bizans litürjik kaynakları şehit sayısını 20.000 olarak vermekte, ancak modern tarihçiler bu rakamın sembolik ya da hagiografik nitelik taşıdığını vurgulamaktadır. Bu zulüm dönemi, kilise tarihçisi Kaisarialı Eusebius tarafından da ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Eusebius, Nikomedia'daki ilk kurbanların adlarını aktarmakta; özellikle Diocletianus'un evindeki sofra görevlisi (cubicularius) Petros'un tanınmış hikâyesini aktarmaktadır.
Nicomedia — yol tarifi (Google Haritalar)
Nicomedia, İzmit, Kocaeli sınırlarında yer alan bir antik kenttir. Sayfadaki haritadan kesin konumu görebilir ve yol tarifi alabilirsiniz.
Evet. Nicomedia çevresinde 50 km içinde 366 kamp alanı bulunuyor. En yakını Sporcu Kamp Eğitim Merkez Atış Poligoni, yaklaşık 5 km mesafede.
Sporcu Kamp Eğitim Merkez Atış Poligoni, Nicomedia'ya yaklaşık 5 km uzaklıkta. Sayfadaki 'Yakındaki kamp alanları' bölümünden diğer seçenekleri görebilirsiniz.
Kayıtlara göre MÖ 263 tarihlidir.
Sayfadaki 'Yol Tarifi Al' düğmesi bulunduğunuz konumdan Nicomedia'ya Google Haritalar üzerinden rota açar.
Gezilecek Yerler · Türkiye kamp alanları rehberi
Ansiklopedik metin Vikipedi kaynaklıdır (CC BY-SA 4.0). Fotoğraflar Wikimedia Commons (Public domain, CC BY-SA 4.0). Yakındaki kamp alanları ve mesafeler Kampline verisidir.